Ahmet Turan Alkan

Daha üç ay var sayılır ama işte "seçim sath-ı mâil"ine girdik; adaylar bugünlerde gelinlik kız gibi süslenip püslenerek ortalıkta arz-ı endâm edip, genellikle delegelerden oluşan bir muazzez topluluğa nezaket ziyaretlerinde bulunuyorlar. Peşinen hayırlı olsun!

"Yel kayadan ne aparır" demişler; "ne aparsa kârdır" diyerek bütün belediye başkan adaylarından beklediğim şeyleri sıralamak istiyorum.

Ben bu seçimin Türkiye'de köylülüğe ve köylü zihniyetine karşı açılmış bilinçli bir savaş şeklinde cereyan etmesini arzuluyorum ve ümid ediyorum ki bu satırları okuyan bazıları, "ne olmuş, ben de köylüyüm; nice köylüyü bin şehirliye değişmem" feverânı ile bilgisayar başına oturup "seni çok severdik ama artık okumuyorum işte" zılgıtları döktürmeyeceklerdir.

Köylülük, hasseten 20. asırda biz Türklerin ve bütün âlem-i İslâm'ın belini büken, benzini sarartan, yoksullaştıran, dünyadan ve şimdiki zamanı yaşamaktan uzaklaştıran beynelmilel bir illettir. Aziz ve muhterem belediye başkan adaylarımızdan yönetecekleri beldelerde "şehirli kimliği"ni yaldızlayıp çerçeveleyecek ve itibarını artıracak, şehirlilik hukukunu yaygınlaştıracak ve yürürlüğe sokacak, hiçbir kitapta yazılı olmayan şehirlilik nezaketini ve âdâbını özendirecek esaslı adımlar bekliyorum. Bu arada şehir dediğimiz vâkıanın en azından ismine benzeyebilmesi (ismiyle müsemmâ olabilmesi) için gerekenlerin cesaretle yapılmasını da nâçizâne istirham ediyorum: Evvelen temizlik, âhiren temizlik. Görev yaptığınız müddet zarfında temizlik işçilerini tâbiri caizse köleler gibi çalıştırmanızı arz ve niyaz ediyorum. Sâniyen şehri kirleten ve bunu âdet haline getiren sevgili hemşehrilerinize yaşadığı şehri dar etmenizi de hassaten rica ediyorum. Bizatihi medenî bir mesele teşkil ettiği için trafik düzeninin artık polisten ziyade bizzat belediyeler tarafından deruhte edilmesini, otopark meselesine kıvırtmadan ve gerekirse can acıtarak el atılmasını bekliyorum. Yollardan başka park edecek yer icat edilemiyorsa, yol kenarlarının çizilip aylık, yıllık sürelerle vatandaşa park yeri olarak kiralanmasını, bu işten geçinen mafya bozuntularının işsiz bırakılmasını teklifle, trafik cezalarının belediye tarafından ciddiyetle ve istisnasız uygulanması gereğini hatırlatmayı da borç biliyorum. Çirkin boyanmış bütün binalara "çirkin görüntü" cezası salınmasını, hatır veya rant için nazım planlarda değişiklik yaparak kaçak kat ve bina izni verilmemesini, yeni binalar için mimarlar odasından estetik destek taleb edilerek çirkin yapılaşmadan kaçınılmasını talep ediyorum. Profesyonel futbol takımı besleyen bütün belediye başkanlarını kınıyor, yeni başkanlardan, "benim profesyonel futbol takımı besleyecek param yoktur" gerekçesiyle bu işlere bulaşmamalarını tavsiye ediyorum. Her reisin birer "şehremini" olduğu fiili gerçeğinden hareketle, belediye başkanlarının sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yaparak, şehrin çarşı ve ticaret düzenine medeni ölçüler kazandırmak için önderlik yapmasını diliyorum. Fiyaka veya eş dost hatırı için altı ayda bir kaldırım taşı standartlarında değişiklik yapılmamasını, şehir hayatını idame ettirmek ve güzelleştirmek için tahsis edilmiş kıt kanaat kaynakların israf edilmemesini önemle hatırlatıyorum. Ağaçlandırma ve mevcut yeşil dokuyu korumak için -kavak ve çam tekilliğinden vazgeçilerek- bütün imkânların seferber edilmesini, halka açık mahallerde temizlik, intizam ve hijyenin en üst dereceye çıkarılmasını, ruhsatsız bölgelere belediye hizmeti götürülmemesini ve son olarak her yeni başkanın, "bir daha beni seçmezler; seçmezlerse seçmesinler! Ben nasıl olsa öldüm" fikrini peşinen kabul ederek şehrin düşmanlarıyla çarpışmasını da ayrıca istirham ediyorum.

Rica ve taleplerime siz de katılır mıydınız?