İlk Ders

-Sevgili öğrenciler, değerli veliler. Biliyorsunuz bu sene bakanlığımız birinci sınıf öğrencilerinin okul ortamına alışması için, sadece ilkokul birinci sınıflarına mahsus olmak üzere ders yılını bir hafta önceden başlatma kararı almış bulunuyor, sizin de gördüğünüz gibi bu bir hafta içinde isteyen veli, çocuğu ile birlikte derslere katılabilecek; bizler de işte bu sebeple herkes tatilde keyif çatarken bir araya gelmiş bulunuyoruz... Evet hanımefendi, siz yeşil eşarplı olan hanımefendi, söz istediniz galiba?

-Evet hocaanım, ilk günden şikayetlenmek ayıp kaçacak ama ön sırada oturan hanım yüzünden biz oğlumla buraya sıkıştık kaldık; nefes bile alamıyoruz. Acaba hanımefendiyi ikaz etseniz de oturak sırasını arkaya doğru ittirip durmasa?..

-Aa, üstüme iyilik sağlık ayol, herkes gibi oturduk işte. Biraz balıketliyiz diye şikayetlenmek ayıp oluyor ama...

-Bir saniye hanımlar, kendi aranızda münakaşa ederseniz çocuklarımıza kötü örnek olursunuz, lütfen sözlerinizi bana hitaben söyleyiniz, buyrun şimdi efendim?

-Hocaanım, arkadaş balıketli olduğunu ileri sürüyor ama, maaşallah suyun içinde doksan kilo çeker; o yüzden sıralara sığmıyor kendileri...

-Bir dakika bir dakika; burada kişiliğime yönelik sataşma yapılıyor öğretmen hanım; söz hakkı istiyorum.

-Böyle olmuyor ama hanımlar, neyse buyrun efendim söyleyiniz sözünüzü.

-Şiddetle reddederim; ben şişman filan değilim; bizim gibilere toplu derler; gerek halk arasında, gerek kadın ve moda dergilerinde geçen tabir budur. Ayrıca bu sıraların normal insanlar için küçük olduğu gerçeğini de göz ardı etmeyelim lütfen. Size gelince hanımefendi, sizinle teneffüste ayrıca hesaplaşacağız!

-Deli mi nedir? Hocaanım en iyisi bizim yerimizi değiştirin de rahat edelim; nereye düştük ya Rabbi?

-Evet, en iyisi yer değiştirelim. Başka şikayetçi var mı efendim? Güzel; şimdi ilk dersimize geçiyoruz. İlk olarak birbirimizi tanıyalım değerli arkadaşlar. Kendimden başlıyorum; ben 22 yıllık ilkokul öğretmeniyim, ismim Nebahat'tir efendim.

-Öğretmenim!

-Efendim, buyrunuz hanımefendi.

-Bir hâcetim vardı da, yanınıza gelip kulağınıza söylesem olur mu?

-Tabii buyrun hanımefendi?

-......!

-Anladım; tuvaletlerimiz koridorun sonundadır arkadaşlar. Bu gibi durumları anlayışla karşılıyoruz; öğrencilerimiz kadar velilerimizin de ilk gün heyecanı ile kendilerini streste hissetmeleri tabiidir. Kendimi tanıtıyordum...

-Bir saniye Nebahat Hanım; benim çocuğumu torpilliler sınıfına yazsınlar diye açıktan 500 lira bayıldım ben; şimdi bizi buraya vermişler de...

-İyi de beyefendi, milli eğitimimizde torpilliler sınıfı diye bir uygulamamız bulunmuyor ki, bence durumu siz müdür beyle görüşseniz?

-İyi be paramızla rezil oluyoruz vallahi; gel oğlum gel, çantanı da al! ...

-Böylece birbirimizi tanıdık arkadaşlar ama olmuyor böyle; pencere kenarındaki hanımlara söylüyorum; çok gürültü ediyorsunuz kendi aranızda konuşurken.

-Affedersiniz hocaanım, arkadaş bamya tarifi veriyordu da; onu konuşuyorduk. Ben ne yapsam bir türlü kıvamını tutturamıyorum çünkü.

-İsminiz neydi hanımefendi?

-Behiye efendim.

-Behiye Hanım, bamyaları ayıklarken saplarını nereden kesiyorsunuz, öğrenebilir miyim?

-İşte bıçakla kesiyorum Nebahat Hanım, yanlış mı?

-Yanlış değil de eksik Behiye'ciğim. Sapın dibinden böööyle koni biçimde keseceksiniz. Sonra limon da önemli.

-Ben de öyle diyordum Nebahat Hanım ama anlatamadım; aynen sizin tarif ettiğiniz gibi vallahi!

-Neyse, şimdi ilk dersimize geçelim hanımlar, yani veliler, şey, çocuklar demek istedim yani; ilk dersimiz çevremizi tanıyalım... İyi ama henüz derse geçmedim ki söz istiyorsunuz; neyse söyleyiniz bakalım...

-Efendim biz bu yaz maaile bir tura katıldık, çevremizi gezdik, fotoğraflar çektik; bizim bey video da çekti. Çevremiz çok güzel efendim, onu belirtecektim.

-Çok teşekkür ederim katkınızdan ötürü ama dersimiz tam olarak o konuyu kapsamıyor efendim, önce dinleyelim, sonra soralım; şimdi bakalım kim cevap verecek? Çevre nedir? Buyrunuz, kırmızı tişörtlü beyefendi söz istiyor.

-Teşekkür ederim efendim ama bir konuda eleştiri yöneltmek istiyorum.

-Aa, neyi eleştireceksiniz anlamadım ama buyrunuz yine de?

-Şöyle ki efendim, ben hayatta hiçbir haksızlığa dayanamam; ayıptır söylemesi günümün iki-üç saati internette haberlere yorum yazarak, sağa sola tepki mesajları çekerek geçiyor. Şimdi itirazıma geliyorum. Az önce dediniz ki, dersi bir anlatayım; sorularınızı sonra sorunuz. Yanlış mı hatırlıyorum hanımlar beyler?

-Evet, evet öyle demişti. (koro)

-Bakınız ne güzel tesbit etmişler; ama siz daha bir şey anlatmadan bizi çevre nedir diye sorguya çekmeye koyuldunuz?

-Eee, n'ooolmuş?

-Çelişki efendim bu, çelişki, buna hakkınız yok. Nerde tutarsızlık görsem eleştiririm ben...

-Ama o lâfın ge... hah, işte zil de çaldı. Teneffüsümüz on dakikadır arkadaşlar; tuvalet koridorun sonunda, bahçeye çıkmak için merdivenlerden iniyoruz, kantin ise üst katta!


Kaynak (Arşiv)