Ahmet Turan Alkan

-Yav abi, tamam vatandaşlık numaralı yeni kimlik belgesi ibraz edilmesi filan şartını getirdik fakat bu bidon kafalıları sandıktan uzak tutmaya yeter mi bilmiyorum.

-Daha ne olsun canım-ciğerim; partili sandık üyelerine başörtüsü yasağı da koyduk güüm diye. Şimdi bu cahil halk bu karardan nasıl tırsacak göreceksin; zannedecekler ki başörtüsü ile sandık başına gelmek yasaklandı; evlerinde oturacaklar akşama kadar, kıh, kıh...

-Bu kamusal alan kavramını hangi büyüğümüz icat ettiyse heykelini dikmek lazım arkadaş! Çengelli iğneden sonra yapılan en şâhâne buluş budur bence. Müthiş!

-Aah ah; rahmetli dedem bir anlatırdı 1946 seçimlerini!.. Sandıkların başına dikiyorsun polisi jandarmayı. Güvenilir memurları görevli tayin ediyorsun. Oyu zarfa koymak filan yok ha! Oy pusulası açık; o kadar adamın önünde bassın bakalım yüreği elveriyorsa şunun-bunun partisine...

-Ben hep söylerim abi; zarf kullanmak israf, ne lüzum var? Bak, hesab ettim; açık oy sisteminde zarf kullanılmadığı zaman ne kadar tasarruf ediliyor biliyor musun?

-Sözümü kesme mîrim; şurda iki satır nostalji yapıyoruz kendimizce. Diyelim ki bidon kafalı kerata, herşeye rağmen bastı mührü bu alçaklara; istediği kadar oy verdim zannetsin herif! Akşam olunca kapılar kapanıyor, sandıklar dökülüyor; aslında dökmeye bile lüzum yok. Açık oy gizli tasnif. Yaz mazbataya aklına geleni, yekûn tutsun kâfi! Gerici muhaliflerin oy pusulalarıyla sobayı tutuşturup üstüne kestaneleri sıralıyorsun, beri tarafta sıcacık çay...

-Ay canım nasıl çekti; ne güzelmiş değil mi; ama biz de elimizden geleni yaptık eğer takdir eden olursa. Vasî tayin etmiş engellileri de sandığa kadar yormuyoruz meselâ; kıymetini bilene müthiş bir hizmet.

-En güzeli güvenlik görevlilerinin kayıtlı olduğu yerde oy kullanması oldu bence. Ne yapar Türkiye çapında? Yüzde 1 eder mi; yarım olsun hadi. İki satırlık kararımıza bakıyor neticede. Adamlar 1 puanlık oy sıçraması için milyonlarca dolar harcayıp propaganda yapadursun. Tak, bir karar...

-Bir de şeyapsak diyordum biliyor musun; meselâ iyihal kağıdı göstersin seçmenler. Ne bileyim sağlık raporu istenilse, katılım oranı sekiz-on puan düşmez miydi azizim?

-Benim de aklıma geldi ama, biraz çekiniyor insan ne de olsa. Meselâ AB ülkelerinin vize için koyduğu şartlar var ya; hani ehliyet, banka cüzdanı, tapu, maaş bordrosu filan istiyorlar. Onlardan isteyeceksin; bak bakalım sandığın yüz metre civarından geçebiliyor mu bu karnını kaşıyanlar?..

-İyi de azizim, bak biz burda riske girip elimizden geleni yaparak ülkemize hizmet etmeye çalışıyoruz ki, cahil-cühelâ takımı mis gibi Cumhuriyeti ele geçirmesin diye; peki bu bizimkiler ne yapıyor Allah aşkına. Bir yığın beceriksizlik. O videoyu seyrettin değil mi?

-Hangi video; şu içinde p... lâfı geçen video mu?

-O işte, televizyoncu mudur nedir, üfürüyor hava atmak bizimkine. Bizimki de evet evet diye tasdik ediyor adamı. Yok azizim, patlak çuval bu kadar yama tutar işte. Sen burada yetkilerini zorluyorsun, oy kullanmaya bir şey getirmeye çalışıyorsun, adam orada bir lâf ediyor övünmek için. Gümm! Bak göreceksin yine perişanlıktır halleri... Pazartesi sabah belli olur.

-Abi şu 46 seçimlerinden bahsetsen yine; ne güzel seçimmiş o seçim be abi?

-Yahu güzel kardeşim; aslına bakarsan, ondan önceki seçimlerde meselâ halkın şunun-bunun haddine mi düşmüş sandığa gitmek, rey vermeye kalkışmak? Mümkün değil! Sadece vatandaşlar!.. Sinekkaydı tıraş olunuyor, kravat, beyaz gömlek... Kadınlar tayyör, şık şapkalar iskarpinler. Böyle Beyoğlu'na çıkar gibi gidilirmiş sandığa. Üstelik seçilecekler de önceden belli olduğu halde... Şimdi ipini kıran sandık başında alıyor soluğu birader... Sonra da mollalar devleti ele geçiriyor bunların yüzünden. Şeytan diyor, bin zaman makinesine, bas git 1946'ya, bir daha da gelme!..

-Aman abi? Ne diyorsun; bakalım ülke buna hazır mı?